Bazı acılar vardır, kelimeler anlatmaya yetmez. Bazı gözyaşları vardır, insanın yüreğine işler. Bir babanın evladının tabutuna sarılıp feryat etmesi ise dünyanın en ağır acılarından biridir.
Hayat bazen insanın karşısına öyle bir acı çıkarır ki ne söylenecek söz kalır ne de teselli edecek bir cümle… İşte Mersin’den gelen bu acı haber, yüreğimizi bir kez daha derinden yaraladı.
Şarkıcı Atilla Taş’ın 34 yaşındaki kızı Sezen Taş, yaşadığı binanın 14’üncü katından düşerek hayatını kaybetti. Genç yaşta hayata veda eden Sezen Taş, gözyaşları ve dualar eşliğinde son yolculuğuna uğurlandı.
Ancak o cenazede bir babanın feryadı vardı ki insanın yüreğini dağladı.
Atilla Taş, kızının tabutuna sarıldı ve gözyaşları içinde haykırdı:
“Babam, ben geldim babam…”
O an, söylenecek bütün sözler anlamını yitirdi. Bir babanın evladına duyduğu özlemi, çaresizliği ve tarifsiz acıyı anlatmaya hangi kelime yeterdi?
Yakınları acılı sanatçıyı teselli etmeye çalışırken, yaşadığı derin üzüntü nedeniyle ayakta durmakta güçlük çektiği görüldü. Çünkü bazı acılar vardır ki insanın dizlerinin bağını çözer, nefesini keser, dünyasını başına yıkar.
İnsan hayatta pek çok zorlukla karşılaşır. Kaybettiği şeyleri zamanla kabullenmeye, yaralarını sarmaya çalışır. Ama evlat acısı… O bambaşka bir yaradır.
Bir anne babanın en büyük hayali, evladının büyüdüğünü görmek, mutlu günlerine tanıklık etmek, geleceğe dair umutlarını onunla paylaşmaktır. Bir gün evladının ardından gözyaşı dökeceğini düşünmek bile insanın yüreğini sızlatır.
Bir tabutun başında duran babayı düşünün…
Daha dün sesini duyduğu, varlığıyla hayatına anlam kattığı evladına bugün son kez dokunmaya çalışıyor. Belki söylemek istediği binlerce söz var ama boğazında düğümlenen acı, hiçbirine izin vermiyor.
İşte evlat acısı budur. Tarifi yoktur, ölçüsü yoktur, tesellisi kolay değildir.
Atilla Taş’ın cenazede döktüğü gözyaşları, yalnızca bir sanatçının yaşadığı acı değildi. O gözyaşlarında bir babanın çaresizliği, bir ailenin yıkılan hayalleri ve yarım kalan umutları vardı.
Böyle zamanlarda insan, hayatın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha anlıyor. Dün yanımızda olan insanların bugün hatıralarına sarılmak zorunda kalabileceğimizi hatırlıyoruz.
Bazen bir telefon, bazen bir haber, bazen de beklenmedik bir ayrılık bütün hayatımızı değiştirebiliyor. Geriye ise söylenememiş sözler, yarım kalmış hayaller ve dinmeyen bir özlem kalıyor.
Sezen Taş’ın vefatı dolayısıyla Atilla Taş’a, ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.
Allah hiçbir anne babaya evlat acısı yaşatmasın. Hiçbir evin ocağı böyle bir haberle sönmesin. Hiçbir baba, evladının tabutuna sarılıp çaresizlik içinde feryat etmek zorunda kalmasın.
Bugün geriye bir babanın yürekleri dağlayan sözleri kaldı:
“Babam, ben geldim babam…”
Bu sözler, bir cenaze töreninin ötesinde, insanın hafızasına kazınan bir acının ifadesi olarak yankılandı.
Çünkü bazı vedalar vardır, insanın ömrü boyunca dinmez. Bazı yaralar vardır, zaman geçse de kapanmaz.
Evlat acısının gerçekten tarifi yoktur.
Sezen Taş’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Gazeteci Bülent Çavuş
Cumhurhaber.com | Köşe Yazısı