Bir okulun koridorunda çocuk sesi yerine kavga sesleri duyuluyorsa, orada yalnızca öğrenciler değil, hepimiz alarm vermeliyiz.
Son dönemde okullarda yaşanan şiddet olayları artık “çocuklar arasında olur böyle şeyler” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ciddi bir noktaya gelmiştir.
Bir öğrenci arkadaşını darbediyor…
Bir başka öğrenci tehdit ediliyor…
Zorbalık görüntüleri cep telefonlarıyla kaydedilip sosyal medyada paylaşılıyor…
Ve biz yetişkinler çoğu zaman olay yaşandıktan sonra konuşuyoruz.
Peki olay yaşanmadan önce neredeyiz?
Çocuğunu sabah okula gönderen bir anne-babanın aklındaki en temel soru şudur:
“Çocuğum bugün eve sağ salim dönecek mi?”
Bu soru bile başlı başına bir toplumsal alarmdır.
Çünkü okul, çocuğun korkacağı yer değil; kendisini güvende hissedeceği yerdir.
Çocuklarımız okula kavga etmek için değil, eğitim almak için gidiyor.
Onlara kitap, defter, kalem veriyoruz.
Ama bazı çocuklar okul kapısından içeri girerken yanında korkusunu da taşıyor.
İşte asıl tehlike budur.
Bugün “iki öğrenci kavga etmiş” diyerek geçiştirdiğimiz olay, yarın çok daha ağır sonuçlar doğurabilir.
Bir çocuğun sürekli aşağılanması, dışlanması, tehdit edilmesi veya fiziksel şiddete maruz bırakılması onun dünyasında derin yaralar açabilir.
Üstelik dijital çağda şiddet yalnızca okul bahçesinde kalmıyor.
Kavga görüntüleri telefonlara çekiliyor, sosyal medya hesaplarında dolaşıma giriyor, yüzlerce hatta binlerce kişiye ulaşıyor.
Bir çocuğun yaşadığı travma, saniyeler içinde bütün okulun gündemine dönüşebiliyor.
Bu nedenle akran zorbalığı artık basit bir okul disiplini meselesi olarak görülmemelidir.
Şiddet uygulayan öğrenci elbette yaptığı davranışın sonuçlarıyla yüzleşmelidir.
Ancak sadece ceza vermek, sorunun kökünü çözmez.
Şiddete yönelen çocuğun neden şiddete başvurduğu da araştırılmalıdır.
Evinde ne görüyor?
Kimlerden etkileniyor?
Ne tür içerikler tüketiyor?
Bir sorunu olduğunda kiminle konuşuyor?
Kendisini değersiz veya dışlanmış hissediyor mu?
Bunların hiçbirini sormadan yalnızca “ceza verelim” demek, yarının sorununu bugünden çözmek değildir.
Çünkü çocukları yalnızca cezalandırarak değil, anlayarak ve doğru yönlendirerek kazanabiliriz.
Bir çocuk içine kapanıyorsa…
Okula gitmek istemiyorsa…
Arkadaşlarından uzaklaşıyorsa…
Sürekli korkuyorsa…
Ders başarısı aniden düşüyorsa…
Bunlar “geçici bir dönem” denilerek geçiştirilecek işaretler olmayabilir.
Çocuklarımızın sessizliğini de dinlemeliyiz.
Çünkü bazı çocuklar yaşadıkları zorbalığı anlatamaz.
Bazıları utanır.
Bazıları tehdit edilir.
Bazıları ise kimsenin kendisine inanmayacağını düşünür.
İşte tam burada yetişkinlerin sorumluluğu başlar.
Bugün çocukların dünyası yalnızca okuldan ibaret değil.
Sosyal medya, video platformları ve mesajlaşma grupları çocukların günlük hayatının önemli bir parçası haline geldi.
Şiddetin eğlence gibi sunulduğu, insanların birbirini aşağılamasının normalleştirildiği içerikler çocukların dünyasını doğrudan etkileyebiliyor.
Bu noktada ailelerin de sorumluluğu büyük.
Çocuğun eline telefon vermek kolay.
O telefonun dünyasında ne yaptığını takip etmek ise ebeveynlik sorumluluğudur.
Okulda bir öğrenci zorbalığa uğradığında diğer öğrencilerin susması da ciddi bir problemdir.
“Bana dokunmuyor.”
“Benim arkadaşım değil.”
“Karışmayayım.”
Bu cümleler çoğaldıkça zorbalık güçlenir.
Bugün başka bir çocuğa yapılan haksızlığa sessiz kalan çocuk, yarın aynı haksızlığın hedefi olabilir.
Şiddetin karşısında sessizlik, çoğu zaman şiddetin daha fazla büyümesine alan açar.
Okullarda şiddet yaşandıktan sonra açıklama yapmak kolaydır.
Asıl mesele, olay yaşanmadan önce gerekli tedbirleri almaktır.
Rehberlik servisleri güçlendirilmeli.
Öğrencilerin psikolojik ve sosyal ihtiyaçları daha yakından takip edilmeli.
Veliler düzenli olarak bilgilendirilmeli.
Öğretmenlerin şiddet ve zorbalık konusunda desteklenmesi sağlanmalı.
Okullarda güvenlik ve denetim mekanizmaları etkin biçimde işletilmeli.
Ve en önemlisi çocuklara şiddetin değil, iletişimin çözüm olduğu anlatılmalı.
Bugün bir okulun koridorunda yaşanan şiddeti görmezden gelirsek, yarın daha ağır bir olayla karşı karşıya kalabiliriz.
Çocuklarımız bizim geleceğimiz.
Onları yalnızca sınavlara hazırlamak yetmez.
Onları hayata hazırlamak zorundayız.
Korkmadan konuşabilecekleri…
Zorbalığa uğradıklarında yardım isteyebilecekleri…
Farklılıkları nedeniyle dışlanmayacakları…
Şiddet gördüklerinde yalnız bırakılmayacakları okullar inşa etmek zorundayız.
Çünkü mesele yalnızca bir kavga değildir.
Mesele bir çocuğun güven duygusudur.
Ve bir çocuğun güven duygusunu kaybettiği yerde, toplum olarak hepimiz bir şeyleri kaybetmiş oluruz.
Artık “daha ne olabilir?” diye sormayalım.
Daha kötüsünün olmasını beklemeden harekete geçelim.
Çocuklarımızın okul kapısından içeri girerken korkuyla değil, umutla bakacağı bir eğitim ortamını hep birlikte kurmak zorundayız.
CUMHURHABER.COM – KÖŞE YAZISI
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 6 | 4 | 1 | 1 | +8 | 13 | |
| 2 | 6 | 4 | 1 | 1 | +3 | 13 | |
| 3 | 6 | 4 | 0 | 2 | +7 | 12 | |
| 4 | 6 | 4 | 0 | 2 | +3 | 12 | |
| 5 | 6 | 3 | 2 | 1 | +2 | 11 | |
| 6 | 6 | 3 | 1 | 2 | +10 | 10 | |
| 7 | 6 | 3 | 1 | 2 | +8 | 10 | |
| 8 | 6 | 2 | 4 | 0 | +2 | 10 | |
| 9 | 6 | 3 | 1 | 2 | +1 | 10 | |
| 10 | 6 | 2 | 2 | 2 | 0 | 8 | |
| 11 | 6 | 2 | 1 | 3 | +1 | 7 | |
| 12 | 6 | 2 | 1 | 3 | -1 | 7 | |
| 13 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 14 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 15 | 6 | 1 | 1 | 4 | -4 | 4 | |
| 16 | 6 | 1 | 1 | 4 | -6 | 4 | |
| 17 | 6 | 0 | 3 | 3 | -4 | 3 | |
| 18 | 6 | 1 | 0 | 5 | -14 | 3 |
| İmsak | 05:36 |
| Güneş | 07:01 |
| Öğle | 12:57 |
| İkindi | 16:08 |
| Akşam | 18:42 |
| Yatsı | 20:01 |